Zeren Kürtçe mi? Bir Kimlik Arayışı ve Keşif Hikayesi
Başlangıç: Bazen Soru Sorarsınız, Cevabı Bulamazsınız
Kayseri’nin sakin bir mahallesinde, yıllardır bildiğim, her gün selamlaştığım Zeren, bu sabah bambaşka bir şekilde bana bakıyordu. O an, kafamda bir ışık yanmaya başladı. Zeren gerçekten de Kürtçe mi konuşuyordu? Gerçekten onu tanıyıp tanımadığımı sorgulamaya başladım. Belki de bilmediğim bir kimlik, duymadığım bir dil vardı içinde. Ama o sabah, birkaç anlık bakışma ve sessizliğin ortasında, bu soru beni boğazımda düğümlendi. Zeren Kürtçe mi?
Bunu ilk kez sorduğumda, hem kendi kimliğimi, hem de Zeren’in kimliğini yeniden sorgulamaya başladım. Kayseri’nin bazen garip olan toplumsal yapısında, herkesin kimliği üzerine bir perde çekilmiş gibidir. İnsanlar, kökenlerinden ya da geçmişlerinden bahsetmez. Hangi dillerde büyüdüklerini, hangi şarkıları çocukken duyduklarını çoğu zaman kimse bilmez. Ama ben, Zeren’in gözlerindeki o bilinçli sessizliği, o her şeyin farkında ama bir şeyleri hep saklayan bakışı gördüğümde, bir şeyler deşifre oluyordu. Belki de Zeren, Kürtçe’yi, bilinçli bir şekilde dilinden saklıyordu.
Bir Günü Paylaşmak: Araya Giren Sessizlik
Bir gün, her zamanki gibi kafede karşılaştık. Zeren, her zamanki gibi güleryüzlüydü, ama bu sefer garip bir şekilde biraz daha suskundu. Kahvemizi yudumlayıp, aramızdaki boşlukları doldurmak için küçük sohbetlere başladık. Birden bir soru geldi: “Zeren, Kürtçe biliyor musun?”
Zeren bir anlığına dondu. Başını hafifçe eğdi, sonra gözleri bana kaydı. “Neden sordun?” dedi, ama sesindeki tonda bir şeyler, bana her şeyin açıklığa kavuşmak üzere olduğunu hissettirdi. İşte o an, bu sorunun cevabını bilmek istiyordum. Zeren’in içindeki o gizemi çözmeye hazırdım.
Zeren, ellerini kahve fincanının etrafında döndürmeye başladı. Huzursuzdu. Ama bir şekilde bu huzursuzluk, bana güven vermişti. Zeren, her zamanki gibi duygularını saklamıyor, onlarla yüzleşiyordu. Sessizce, derin bir nefes aldı ve:
“Evet,” dedi, “Kürtçeyi biraz biliyorum. Ama bence buna ‘Kürtçe biliyor musun?’ diye sormak biraz daha karmaşık bir şey. Çünkü, bazen kelimelerle anlaşmak mümkün değil. Bazı şeyler, hissetmekle ilgili.”
Bir Kimlik Arayışı: Sessizlik ve İtiraf
Zeren’in sözleri, içimdeki birçok duyguyu bir anda harekete geçirdi. O an, sanki Zeren’in kimliğiyle ilgili yıllarca süren bir eksik parçayı bulmuş gibiydim. Ama bir yandan da, her şeyin çok karmaşık olduğunu fark ettim. Zeren’in söylediği gibi, kimlik bazen kelimelerle tanımlanamayacak kadar derin oluyordu. “Kürtçe biliyor musun?” sorusu, aslında çok daha fazlasını içeriyordu: Bir dilin, bir kültürün, bir geçmişin içinde kaybolmuş bir parça… Belki Zeren’in hikayesi, bizim bildiğimizden daha farklıydı.
Zeren’in içindeki gizemi çözmek kolay değildi, ama bir şekilde bu yolculuğa çıkmaya karar verdim. O an fark ettim ki, kimse bir kimliği tamamen tanımlayamaz. Zeren, Kürtçe konuşmasa bile, içinde taşıdığı kimliği ya da onunla ilişkisini tam anlamıyla dışa vuramıyordu. Zeren’in dilini anladım, ama o dilin hissettirdiği şey, çok farklıydı.
Sonuç: Duyguların ve Kimliklerin Karmaşası
Zeren’in Kürtçe bilip bilmediği sorusu, belki de cevapsız kalmalıydı. Çünkü, bazen insanlar kimliklerini kelimelerle açıklamak zorunda hissetmezler. Kimlik, bir insanın ruhunda, derinlerinde, kalbinde yaşar. Zeren, kendini ve kimliğini her zaman içindeki duygularla hissetmişti. Bu, bir dilin ötesindeydi.
Ve o gün, Zeren’in bana hissettirdiği, sadece bir dil ya da kelime oyunlarından ibaret değildi. O, bir kimlik arayışıydı, bir keşif yolculuğuydu. Zeren, her kelimenin ötesinde, kendi kimliğini, belki de dünyayla yüzleşerek bulmaya çalışıyordu. Ben de ona, bu yolculukta yalnız olmadığını hissettirmeye çalıştım. Sonuçta, kimlik bir dil değil, bir his, bir hissiyat meselesiydi.
Zeren’in gözlerinden gördüğüm o gizem, her geçen gün daha fazla netleşiyor. Her gün biraz daha, “Zeren Kürtçe mi?” sorusunun cevabını buluyorum, ama bu cevabın hiçbir zaman tam ve kesin olmadığını kabul ediyorum. Zeren’in kimliği, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar derindi. O yüzden, belki de, kim olduğumuzu sadece hislerimizle tanıyacağız.