Afad Hangi Amaçla Kurulmuştur?
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutuyorum çünkü bazı günler içimde olanları bir insana anlatmak zor geliyor. Kalem daha sabırlı. Bazı sorular var ki insanın aklına bir anda düşüyor ama cevabı sadece bilgi değil, duygu istiyor. “Afad hangi amaçla kurulmuştur?” sorusu benim için tam olarak böyle bir soru oldu. Bu yazı tek bir bilgi yazısı değil; bir gecenin, bir sarsıntının, birkaç insanın ve içimde kalan duyguların hikâyesi.
O Gece: Uykuyla Korku Arasında
O geceyi net hatırlıyorum. Kayseri’de hava sessizdi, hatta fazla sessiz. Saat sabaha karşıydı. Yatağımdaydım ama uyumuyordum. Aklımda her zamanki düşünceler: gelecek, geçim, “acaba doğru yerde miyim?” soruları. Sonra bir titreşim… Önce rüya sandım. Ama değildi.
Duvarlar hafifçe ses çıkardı. Kalbim hızlandı. Ayağa fırladım. O birkaç saniye içinde beynim hiçbir mantıklı cümle kuramadı. Sadece korku vardı. Telefonuma sarıldım. Sosyal medya, haberler, mesajlar… Herkes aynı soruyu soruyordu: “Deprem mi oldu?”
İşte o an içimde başka bir soru belirdi: Afad hangi amaçla kurulmuştur?
Bu sorunun cevabını biliyor gibi hissediyordum ama aynı zamanda bilmiyordum.
Televizyonun Karşısında: Umutla Endişe Arasında
Sabah olunca televizyonu açtım. Ekranda tanıdık bir logo, tanıdık bir isim vardı: AFAD. Spiker ciddi bir ses tonuyla konuşuyordu. Sahadaki ekiplerden, yapılan çalışmalardan bahsediliyordu. Bir yandan rahatladım, bir yandan içim burkuldu.
“İyi ki varlar,” dedim kendi kendime.
Ama hemen ardından şu düşünce geldi: “Keşke hiç ihtiyaç olmasaydı.”
AFAD, yani Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, tam da böyle anlar için kurulmuştu. Deprem, sel, yangın, heyelan… İnsan hayatının bir anda altüst olduğu anlar için. Afad hangi amaçla kurulmuştur? sorusunun cevabı o ekranda sessizce duruyordu: İnsan hayatını korumak, organize etmek, yalnız olmadığımızı hissettirmek için.
Bir Mesaj, Bir Cümle
O gün öğleden sonra bir arkadaşım mesaj attı. Ailesi başka bir şehirdeydi. Endişeliydi.
“AFAD ekipleri oradaymış,” dedi.
Sadece bu cümle.
Ama bu cümle içimde bir şeyleri yerinden oynattı. Çünkü o cümlede umut vardı. Kontrol vardı. Bir düzen vardı. Afet anlarında en çok kaybolan şeyin “kontrol” olduğunu o gün fark ettim. AFAD’ın varlığı, kaosun içinde bir düzen hissi veriyordu.
Afad Hangi Amaçla Kurulmuştur? Sadece Müdahale İçin mi?
Günlüğümü açtım ve bu soruyu aynen yazdım. Sonra altına şunu ekledim:
“AFAD sadece enkaz kaldırmak için mi var?”
Hayır. AFAD;
Afet öncesinde hazırlık yapmak,
İnsanları bilinçlendirmek,
Afet anında hızlı ve koordineli müdahale etmek,
Afet sonrasında yaraları sarmak için kurulmuştu.
Ama benim için daha fazlasıydı. AFAD, çaresizlik anında “birileri geliyor” demekti.
Bir Gönüllü Hikâyesi
Birkaç gün sonra bir haber okudum. AFAD gönüllüsü bir genç, günlerdir sahadaydı. Uykusuz, yorgun ama hâlâ çalışıyordu. Fotoğrafta gözlerinin altı morarmıştı ama yüzünde tuhaf bir kararlılık vardı.
İçim sızladı.
Bir yandan gurur duydum.
Bir yandan utandım.
“Ben burada sıcak çayımı içerken biri enkaz başında duruyor,” diye düşündüm.
İşte o an Afad hangi amaçla kurulmuştur? sorusu benim için tamamen netleşti. AFAD, sadece bir kurum değil; başkasının acısına sırtını dönmeyen insanların buluşma noktasıydı.
Kapanış: Korkuyla Umut Arasında Bir Cevap
Bugün hâlâ depremlerden korkuyorum. Sel haberlerini izlerken içim daralıyor. Yangın görüntülerinde gözlerimi kaçırıyorum. Hayal kırıklığı yaşıyorum çünkü doğa karşısında ne kadar küçük olduğumuzu biliyorum. Ama aynı zamanda umutluyum.
Çünkü biliyorum ki AFAD, tam da bu yüzden var.
Afad hangi amaçla kurulmuştur?
İnsan hayatını korumak için.
Yalnız olmadığımızı hatırlatmak için.
Korkunun ortasında bir umut bırakmak için.
Günlüğümün o sayfasını kapatırken şunu yazdım:
“Bazen bir kurum, bir logodan çok daha fazlasıdır. Bazen bir nefes gibidir. Geç gelir ama hayatta tutar.”